Baharını bekleyen ŞAPŞAL kır KAPLUMBAĞASI

BİR KIZ SEVDİM IRAK'TA...

13/5/2008 ·

 

BİR KIZ SEVDİM IRAK’TA…

 

Arkadaşlarımla sinemadayım…Rahatça koltuklarımıza kurulmuşuz , almışız elimize patlamış mısırları , dalmışız seyr-ü alemlere…Dünya umurumuzda değil.Perdenin içindeki hikaye o kadar almış ki , bizi kendimizden , dışarıda darbe olsa , umurumuzda olmayacak sanki…

 

            Bir sahne geldi gözümüze o an…Bir batılı gazeteci , yemek masasından kalkarak karşısında duran Afrikalı otel müdürüne, elinden bir şey gelmez tavırlarla bakıyor. Afrikalı çaresiz, yardım istiyor. Tüm, Dünya’nın gözünün kulağının ülkesinde yaşananlara doğru çevrilmesini istiyor.Ama batılı muhabirden , işte bizi o felç eden yanıtı alıyor.

 

-‘’Biz , Ruanda’daki görüntüleri haber yapacağız. Bu katliamı insanların evlerine kadar taşıyacağız…İnsanlar ilk önce üzülecekler , kızacaklar , isyan edecekler…Hepsi sadece 10 dakika sürecek…Sonra  hiç birşey olmamış gibi yemeklerini yemeye devam edecekler…’’

 

            Duyduklarım karşısında şoke olmuştum. İnsan hayatı bu kadar önemsiz olamazdı. Sonuçta bu replik sadece bir sinema filminde geçiyordu ama Ruanda’da bir katliam olmuştu. Üstelik bir kavim katledilmişti. Biz ise sadece o ülkenin ismini hatırladık uzunca bir süre…Genel kültürümüzü perçinleştirdik ismini sayıklaya sayıklaya…Kızlara hava attık defalarca…’’Bak , biliyormusun ,Ruanda diye bir ülke var…’’diye. Ve sonuçta yine kayıtsız kaldık tüm bu olan bitenlere…

 

            Yıllardır bize bir şeyler empoze etmeye uğraştılar. Bizi bilmeden , kültürümüzü çiğneyerek , benliğimizi hiçe sayarak , ruhumuzu politikalarına kurban vererek. Onlardan olmaya çalıştık her zaman. Onlar gibi mantıklı ve soğukkanlı olmak için birbirimizle yarıştık. Sürekli düşündük bir şeyleri , öz eleştiri yaptık kendimizce. Avrupalı olduk sözüm ona. Medeni olmayı öğrendik , medeni olduk. Onların kültürlerini öğrendik, kendi varlığımızı hiçe sayıp. Sonuçta artık , öğrendiğimiz medeniyet , gözyaşlarımızı kuruttu. Çokta umursamıyorsuz artık milyonların ölmesini. Çocukların sakat kalmasını. Tecavüzleri , işkenceleri , insanlık dışı hareketleri, artık hiç önemsemiyoruz…Çünkü onlar uzağımızda, onlar siyah kutunun içinde birer gösteri. Şov devam etmeli diyerek , hayat koşuşturmalarımıza geri dönüyoruz. Ne de olsa biz bir Anne değiliz , oğlunu teröre kurban veren , nede olsa biz bir baba değiliz , çocuğu oyun oynarken , mayına basan…

 

            Şimdi yanı başımızda bir feryat yükseliyor güneylerden. Babil ağlıyor, Basra ağlıyor , Bağdat ağlıyor, Hamurabi’nin torunları peşin sıra ağıtlar yakıyor.Ama insanlık yeniden hayatına dönüyor. Gözyaşları sürekli hissediliyor , kilometrelerce ötelerden , ama elden bir şey gelmiyor , gelemiyor…Irak , bu sabah yine ağlamaktan kan çanağına dönmüş gözleri ile evlatlarını uyandırıyor...Ben bir kız sevdim Irak’ta…Ama ellerim kan oldu…Ben bir kız sevdim Irak’ta , ama o patlamadan sonra bedeni paramparça oldu…

 

            Gözlerimi açmak isterim o kızı kurtarmak için…Ama , Sam Amca’nın gözlerimi kapatan tülbendini kaldıramam gözümden…

 

           

 

                                                                                   Ali Rauf YÜRÜR

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmışır

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

:: Sonraki »